Hoşgeldin, Ziyaretçi: Üye Ol

Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Friedrich Nietzsche (1844-1900)
26.05.2019, 14:00 (Bu konu en son: 26.05.2019 Tarihinde, Saat: 14:01 düzenlenmiştir. Düzenleyen: Kurt.)
Yorum: #1
Friedrich Nietzsche (1844-1900)
1844 yılında Prusyanın Röken kasabasında doğmuştur. Babası bir papas idi, ecdadı da bu mesleğe mensup idi. Kral ailesinin bazı efradının mürebbisi olmuştur. Babası erken öldüğünden çocuk annesiyle yalnız kalmıştı. Mektep arkadaşlarına kendisine "küçük papas,, derlerdi,, ve bazan da "küçük İsa,, diye çağırırlardı. İncili büyük bir hassasiyetle okumayı sever ve genellikle etrafındaki ağlatırdı. Avucunun içinde yanmış kibrit tutarak mucize göstermeye çalışırdı. Bütün hayatında ideal bir erkekliği temsil etmek isterdi. 18 yaşında Tanrıya karşı olan imanını kaybetti ve felsefesiyle bunun yerine fevkalbeşer (tanrıinsan) ikame etti. İmanını kaybedince hayat kendisine boş ve manasız göründü, bedbin oldu. Bir aralık hava ve hevesine düştü. İçki ve kadınlarla vakit geçirdi. Fakat çok geçmeden bunların hepsinden de nefret etti. İçki ve pipo içenlerin vazıh düşünmek iktidarında olmayacaklarını söylerdi. 1865 yılında Schopenhauer'ın meşhur eserini okuduğunda çok büyük tesir altında kaldı. Bu kitabın adeta kendisi için yazıldığını, kendi makesi olduğunu söylüyordu. Bir hakimi huzuru kalbi ve muvazeneli bir dimağı sükûnu onda yoktu. Daha sonra Spinoza ve Goethe'ye meclup olmasına rağmen onların telkin ettiği nikbin hayat şeklini bir türlü yaşayamamıştı. 23 yaşında askere gitmiş Sadova ve Sedan muharebelerine iştirak etmişti. Dul bir annenin biricik oğlu ve kasirülbasar oluşu kendisini bu davetten kurtaramamıştı. Nihayet harpte attan düşerek göğsünden sakatlandı ve hayatının sonuna kadar bundan kurtulamadı. Askerlik hayatı muhayyilesinde büyük tesirler bıraktı. ASkerliğin nizam, disiplin, ve hakimiyetine perestij etmeye başladı.

Askerlikten çıktından sonra darülfununda biyoloji tahsil etti. Besle darülfünunda biyoloji profesörü oldu. Musikiye son derecede merak sardırdı. Ve musikisiz bir hayatın çölde susuzluğa benzediğini söyledi. Wagner kendisini yanına çağırdı. Ve bir aralık beraber kaldılar. Sonra musiki hakkındaki eserleri yazmak için Alp dağlarına çekildi. Burada iken 1870 harbinin haberini aldı. Cepheye çağırılıyordu. Gidip gitmemek elinde idi. Fakat memleketinin davetine icabeti vazife bildi. "Harp asla kurumayan bir ızdırap kuyusu, sönmeyen tahripkâr bir ateştir; fakat beşeri kahramanlıkların meydanıdır,, demişti.

Cepheye gitmek üzere Frankforttan geçerken bir süvari alayının resmi geçidini görmüş ve işte orada daha sonra meydana geleceği büyük kuvvet felsefesinin ilhamını almıştı. "İlk defa olarak burada hissettim ki yaşamak iradesi,, süflî bir mevcudiyet mücadelesinin ifadesi değil, bu bir harp iradesi, fevkalbeşere (tanrıinsana) doğru bir yükseliş iradesidir,, demişti.

1872 yılında meşhur bir eseri olan "Musiki ruhundan trajedinin doğumu,, nu neşretti.

Felsefe Tarihi, 1933, s. 115-116
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Nietzsche ve Fevkalbeşer Kurt 0 380 28.05.2019 17:08
Son Yorum: Kurt

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi